Almanya 2 dünya savaşında hangi devlete saldırmadı ?

Murat

New member
**Almanya ve Savaşın Unutulmaz Stratejileri: Hangi Devlete Saldırmadı?**

Düşünün ki Almanya, 2. Dünya Savaşı'nda dünya çapında herkesin “Hadi bakalım, kimlerle kavga edebiliriz?” diye düşündüğü bir dönemde, bir devlet var ki, Almanya hiç ona saldırmadı. Şaşırtıcı, değil mi? Bu, “Vay, bence biz bu sefer de kaybediyoruz” diyen stratejistler için de, “Hadi ama, bu çok acayip bir hamle olur” diyen empatik yaklaşımlara sahip kişiler için de bir bilinmezlik. Ancak, bu sorunun cevabını bulduğumuzda, tarihin tuhaf ve bazen komik yönlerinden birine dokunmuş olacağız.

**Almanya’nın Savaş Stratejileri: Efsane Bir Başlangıç mı, Yoksa Yanlış Hesaplanmış Bir Son?**

Almanya, 2. Dünya Savaşı’nda en fazla tanınan ve korkulan askeri güçlerden biri haline geldi. İşte, bu durumda karşımıza çıkan sorulardan biri, “Ama neden bazı ülkelere saldırmadılar?” İster erkekler için çözüm odaklı, ister kadınlar için ilişki odaklı bakış açılarıyla değerlendirilsin, Almanya'nın neden bazı stratejik hamleleri doğru yapmadığını anlamak oldukça öğretici.

Herkesin bildiği gibi, Almanya Polonya'yı işgal etti, Fransızları şaşkına çevirdi ve Sovyetler Birliği'ne girmeye karar verdi. Ancak bu dev adımların yanı sıra, bir devlet vardı ki, Almanya ona karşı herhangi bir saldırgan tutumda bulunmamıştı: **İsviçre**.

Evet, doğru okudunuz. **İsviçre!**

**İsviçre: Nötr Olma Sanatı!**

Almanya, 2. Dünya Savaşı’nda İsviçre’ye neden saldırmadı? Burada iki ana faktör öne çıkıyor. İlk olarak, İsviçre’nin **nötr** kalma kararlılığı. Yani, savaşın hiçbir tarafında yer almadılar, kimseye destek vermediler. Ama bu, sadece pratik bir karar mıydı, yoksa biraz da bir strateji miydi?

Stratejik bakış açısına sahip biri, “İsviçre'nin dağlık yapısının savunmayı çok zorlaştıracağını düşündüler, o yüzden stratejik olarak zaman kaybı olabileceğini fark ettiler” diyebilir. İşin içine biraz da mizah katmak gerekirse, “İsviçre'de kimse kimseye zarar vermedi, çünkü herkes dağlarda kaybolma korkusu yaşıyor!” gibi bir espriyle konuyu biraz daha eğlenceli hale getirebiliriz.

**Kadınlar İçin Empatik Bir Yaklaşım: İsviçre’nin Pozitif Durumu ve Diğer Devletlerin Durumu**

Bir diğer açıdan bakıldığında, Almanya’nın İsviçre’ye saldırmaması, diğer devletlerle olan ilişkilerinde de belirleyici bir etkiye sahipti. İsviçre, bir yandan Almanya’nın işgal ettiği Fransa ve İtalya ile kara sınırına sahipken, aynı zamanda Almanya’yla zıt bir politikanın parçası değildi. Kadınların ilişkilerdeki empatik yaklaşımlarına benzer şekilde, İsviçre, bir tür duygusal zekâ kullanarak dengeyi sağlamayı başarmış gibi görünüyor. Kısacası, savaşın ortasında, İsviçre herkesin kötü durumlardan kaçıp sığındığı nötr bir alan gibi duruyordu. İsviçre'nin savaşa girmemek için sürdürdüğü 'iyi ilişki yönetimi', onlara saygı duyan bir davranış biçimi olabilir.

**Almanya'nın Savaş Zekası: Stratejik Hesaplamalar ve Düşmanı Seçmek**

Bundan başka, bir savaş stratejisti bakış açısından, Almanya'nın savaşa girerken bazı kararları çok stratejikti. Ama bir noktada, o kadar çok “avantajlı” hedef vardı ki, İsviçre'yi göz ardı ettiler. Fransa, Polonya, Sovyetler Birliği gibi hedefler her zaman daha büyük riskler ve daha büyük ödüller vaat ediyordu. Strateji gereği, savaşın yoğunluğunda, İsviçre’yi vurmak yerine, sadece sınırlarını biraz zorladılar. Hatta, savaş sonrası dönemde İsviçre'nin, savaşın kaybeden tarafına silah satması, bu ilişkiyi oldukça ilginç kıldı.

**Stratejiyi Düşünürken, Hiçbir Şey Gerçekten O Kadar Basit Değil**

2. Dünya Savaşı'na dair birçok insanın yanlış bildiği bir şey, “Almanya herkese savaş açtı” düşüncesidir. Gerçekte, her karar, stratejiye dayalı ve karmaşık hesaplamalarla şekillendi. Almanya'nın bazı devletlere saldırmaması, bazen çok basit bir strateji olabilirdi. Mesela, savaşa girmeye değmeyen yerler vardı, dağlarla dolu, silahlanmak için fazla maliyetli olan ve geri alınması güç olan.

Savaşın başındaki stratejilerde, Almanya zaman zaman istemeden de olsa yanlış hedefler seçmiş olabilir. Örneğin, Sovyetler Birliği'ne karşı başlattıkları saldırı, özellikle kış aylarında koca bir askeri bunalıma yol açtı. Belki de, Almanya'nın savaşta seçtiği birkaç stratejiye daha fazla dikkat etmesi gerektiği bir ders olabilirdi.

**Sonuç: Savaşın Arkasında Bazen Hayal Edilemeyen Nötrlük Yatar**

Tarihte çok fazla örnek var, ama İsviçre'nin durumu gerçekten tuhaf. 2. Dünya Savaşı’nın ortasında, kimse İsviçre’yi sadece nötr duruşundan dolayı takdir etmiyordu belki ama, bir noktada bu ülke, birçok büyük gücün göz ardı ettiği bir stratejiyle savaşı kazandı: **Savaşmazsan kazanırsın**.

Almanya'nın bazı devletlere saldırmaması, sadece askeri bir stratejinin değil, aynı zamanda çok zekice bir politika ve çok ince bir hesaplama sonucuydu. Eğer stratejiniz, bazen hiç savaşmamaksa, savaşın yıkıcı etkilerinden uzak durabilirsiniz. Ama unutmayın, bu, dağlar ve karlı yollar arasında oldukça sinsi bir seçenek!

Hadi gelin, sizin de düşüncelerinizle bu tarihi tuhaf durumu daha derinlemesine tartışalım! Nötrlük, her zaman bir güç müdür? Ya da bazen sadece “tamam, bir süre kenara çekilmek daha akıllıca” bir tercihtir?
 
Üst