Nazikce mi nazikçe mi ?

Aylin

New member
Nazikce Mi, Nazikçe Mi? Bir Dilbilimsel Araştırma Üzerine

Dil, toplumları birleştiren ve aynı zamanda ayıran en önemli araçlardan biri. Her kelimenin, cümlenin, hatta bir bağlaç ve ekin bile dilsel ve toplumsal bir anlamı vardır. Bugün, üzerinde sıkça tartışılan ve dildeki ince farkları merak ettiğimiz bir konuya eğileceğiz: "Nazikce" mi, yoksa "nazikçe" mi doğru kullanımdır? Dilbilimsel açıdan bakıldığında, bu soru sadece bir yazım hatası ya da kişisel tercih meselesi değildir; aynı zamanda dilin evrimi, kurallarının değişkenliği ve toplumsal etkileşimleri hakkında derinlemesine bir düşünme fırsatıdır.
Konunun Derinine İniyoruz: Nazikce Mi, Nazikçe Mi?

Türkçede kelimelere ek getirmek, anlamı ya da ses uyumunu değiştirmek için kullanılır. Buradaki asıl soru, "-ce" ve "-çe" eklerinin doğru kullanımını anlamaktır. Öncelikle dilbilimsel kuralları anlamak için bir bakış açısı sunalım:

Nazikçe: Türk Dil Kurumu'na (TDK) göre, "-ce" eki, "nasıl" anlamında kullanılan zarf yapıları* oluştururken doğru bir biçimdir. Yani, bir kelimenin anlamını güçlendiren ve o kelimenin nasıl bir biçimde yapıldığını anlatan bu ek, doğru kullanımıyla dilbilgisel açıdan tutarlıdır. Örneğin, "nazikçe konuşmak" ifadesinde, bir kişinin nazik olma biçimi anlatılır.

- Nazikce: Birçok dilbilimci bu kullanımı önermez, çünkü "-ce" ekiyle "-ce" ekinin birleşmesi Türkçenin ses uyumu kurallarıyla uyumsuzdur. Ancak, bazı halk ağzı ve bölgesel kullanımlarında "nazikce" şeklinde bir kullanım gözlemlenebilir. Bu tür kullanımlar daha çok sözlü dilde yer alır ve yazılı dilde dilbilgisel hatalar arasında yer alır.

Bu noktada, Türkçe’nin kurallarına dayalı olarak, doğru kullanım "nazikçe" olmaktadır. Peki, buna rağmen halk arasında "nazikce" kullanımı neden bu kadar yaygındır? Gelin, bunu daha detaylı şekilde inceleyelim.
Halk Dili ve Dilin Evrimi

Dil, canlı bir varlık gibidir; sürekli değişir ve evrilir. Bu evrim, toplumsal yapılar, kültürel etkiler, hatta bireylerin kişisel tercihleriyle şekillenir. "Nazikce" kullanımı, genellikle sözlü dilde, hızlı konuşmalarda, ya da yerel ağızlarda karşımıza çıkar. Bu tür yanlış kullanımlar dildeki normları zorlayarak, bir tür "halk dili" yaratır. Ancak, halk dilindeki bu tür sapmalar zaman içinde yazılı dilde de yer edinmeye başlar. Örneğin, Türkiye'deki bazı yerel ağızlar, kelime sonlarında "-ce" yerine "-çe" kullanmayı tercih edebilirler. Yani, "nazikçe"yi "nazikce"ye dönüştürmek, dilin evrimsel bir yönüdür ve bazen, ses uyumunun ve dilbilgisel kuralların biraz dışına çıkılabilir.

Yine de, dilin evriminde kabul edilen dilbilgisel kuralları belirleyen otoriteler (Türk Dil Kurumu gibi) daha çok yazılı dilin doğru kullanımlarına odaklanır. Dilin sözlü kullanımındaki serbestlik, yazılı dildeki doğru kuralların ihlal edilmesine yol açabilir.
Sosyal Etkiler ve Dil Kullanımı

Dil, yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda toplumsal yapıları, kültürel normları ve eşitsizlikleri yansıtan bir araçtır. Kadınlar ve erkekler arasındaki dilsel farklar, toplumsal cinsiyet rollerinin bir yansıması olabilir. Dilbilimsel araştırmalar, erkeklerin daha doğrudan ve çözüm odaklı bir dil kullandığını, kadınların ise daha empatik ve ilişki odaklı bir dil kullandığını ortaya koymuştur (Tannen, 1990). Bu bağlamda, "nazikçe" gibi daha kurallı ve dilbilgisel açıdan doğru bir kullanım, genellikle daha eğitimli ve belirli toplumsal sınıflara ait bireyler tarafından tercih edilirken, "nazikce" gibi halk diline ait kullanımlar daha az eğitimli veya belirli bölgesel halklar arasında daha yaygın olabilir.

Örneğin, erkekler daha analitik ve veri odaklı düşünüp genellikle çözüm arayışında olan bireyler olarak tanımlanır. Erkekler bu noktada dilin kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalma eğilimindedirler ve bu da "nazikçe"nin doğru kullanımına meyil etmelerine neden olabilir.

Kadınlar ise, genellikle empatik ve ilişkisel yönleri ön plana çıkararak dil kullanımını daha çok duygusal bağlar kurma amacıyla şekillendirirler. Bu da dilin bazen kurallara daha az dikkat ederek, daha esnek ve samimi bir biçimde kullanılmasına yol açabilir. Örneğin, "nazikce" kullanımı bir kadının daha rahat ve halkla iç içe bir dil kullanma biçiminin örneği olabilir.
Bilimsel Araştırmalar ve Dilin Sosyal Yapılarla İlişkisi

Yapılan dilbilimsel araştırmalar, dilin yalnızca bireylerin iletişim biçimlerini değil, aynı zamanda toplumsal yapıları ve sosyal eşitsizlikleri de nasıl yansıttığını göstermektedir. Bu bağlamda, dilin doğru veya yanlış kullanımını tartışırken, sadece dilbilgisel kurallara değil, sosyal yapılar, toplumsal cinsiyet, ırk ve sınıf gibi faktörlere de dikkat edilmesi gerektiği açıktır.

Örneğin, Sociolinguistics of Gender üzerine yapılan çalışmalarda (Holmes, 2001), kadınların daha dolaylı ve nazik bir dil kullanma eğiliminde oldukları, erkeklerin ise daha doğrudan ve emir kipinde konuşmaya yatkın oldukları tespit edilmiştir. Bu tür çalışmalarda, dilin toplumsal yapıları nasıl yansıttığına dair veriler sunulmaktadır. Kadınların ve erkeklerin farklı kelimeleri seçme biçimleri, toplumsal normlar ve kültürel yapıların bir yansıması olarak kabul edilmektedir.
Sonuç: "Nazikce" Mi, "Nazikçe" Mi?

Dilbilimsel açıdan doğru kullanım "nazikçe"dir. Türk Dil Kurumu'nun önerdiği bu biçim, dilin fonetik ve gramatikal kurallarına uygun bir kullanımdır. Ancak, günlük dilde ve sözlü konuşmalarda, "nazikce" gibi yanlış kullanımlar sıkça karşımıza çıkmaktadır. Dilin evrimi, kültürel etkiler ve toplumsal cinsiyet rollerinin bu tür kullanımlar üzerindeki etkisi göz ardı edilemez.

Bu konu üzerine düşündüğümüzde, dilin sadece doğru veya yanlış olmaktan çok, toplumdaki yapıların, eşitsizliklerin ve dinamiklerin bir yansıması olduğunu kabul etmeliyiz. Belki de "nazikce" ve "nazikçe" kullanımlarının farklı sosyal sınıflara, cinsiyetlere veya bölgelere ait olmasının anlamı, daha geniş bir dilsel ve toplumsal perspektife sahip olmayı gerektiriyor.

Sizce, dildeki bu tür küçük farklar, toplumsal yapılar ve eşitsizliklerle nasıl ilişkilidir? Toplumun dil kullanımı, cinsiyet rollerini ve sınıfsal farkları nasıl yansıtır?
 
Üst